Bu bütçe yama tutmaz

Ekonomide bir ya da iki sorun varsa, yoğunlaşırsın ve bu sorunları bir şekilde çözmeye çalışırsın.

Bu bütçe yama tutmaz

Ekonomide bir ya da iki sorun varsa, yoğunlaşırsın ve bu sorunları bir şekilde çözmeye çalışırsın.

Bu bütçe yama tutmaz
18 Mayıs 2019 - 11:27


Peki, ya her yerde aynı anda sorun varsa, hiçbir delik yama tutmuyorsa? Ekonomi gemisi hızla batmaya başlar ve panik içindeki kurtulma telaşı da daha büyük yanlışlara neden olur, geminin batışını hızlandırır.
Dün işsizlikteki vahim tabloyu ele almıştık, bugün de yama tutmayan bütçeden, tarihi rekorlar kıran bütçe açığından bahsedelim.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Nisan 2019 bütçe rakamlarını açıkladı. Buna göre, Nisan ayında bütçe 18,3 milyar TL açık verdi. Geçen yıl Nisan'da 2,8 milyar TL açık vermişti. Bütçe açığı 6,5 kat artmış.
Diyeceksiniz ki, Merkez Bankası ile kamu bankalarından Hazine'ye aktarılan kar transferi her yıl Nisan ayında gerçekleştiriliyordu, bu yıl bir karar değişikliğiyle Ocak'ta yapıldı ve 38 milyar TL Hazine'ye aktarıldı.
Tamam, öyleyse Ocak-Nisan dönemine yani ilk 4 aylık döneme bir göz atalım.
Bu yılın ilk dört ayında bütçe 54,5 milyar TL açık verdi. 2018'in aynı döneminde bütçe açığı 23,2 milyar TL idi. Yani ilk 4 aylık dönem açısından bakıldığında bu yıl, geçen yıla oranla yaklaşık 2,5 kat daha fazla bütçe açığı verilmiş.
Bu rakam, Cumhuriyet tarihinin en yüksek ilk 4 aylık açığı…
Siyasilerimizin yılsonu bütçe açığı hedefi 80,6 milyar TL… Bütçe açığı, bu şekilde devam edilirse, hedefi ciddi manada aşacak.
Örneğin, ilk 4 ayda 54,5 milyar TL açık verildiği dikkate alındığında, bu rakam kabaca 3 ile çarpıldığında yılsonu itibarıyla açığın 160 milyar TL'yi aşacağını söyleyebiliriz.
İlk 4 ayın rakamları içinde yukarıda da ifade ettiğimiz gibi 38 milyar TL'lik MB ve kamu bankalarından kar transferi de var. Ve açık her ay artan bir ivmeyle büyüyor.
Yani yılsonu itibarıyla 200 milyar TL'lik bir bütçe açığıyla karşılaşırsanız da hiç şaşırmayın.
Bütçe açığındaki önlenemez yükselişi gören siyasilerimiz, Reuters haber ajansının haberine göre, bu problemin üstünü bir nebze örtebilmek adına "İhtiyat Akçesi"ni devreye koymaya hazırlanıyor.
İhtiyat Akçesi, Merkez Bankası'nın zor günler için sakladığı para olarak biliniyor, ekonomistler ise buna "devletin kefen parası" diyor. Ve Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet bugüne kadar bunu kullanmadı.
Ekonomimizin ne noktaya geldiğini anlamak için sadece bu örnek bile yeterli…
Bütçe rakamlarına bakıldığında gelirlerin azaldığını, giderlerin de artığını görüyorsunuz. 2019 yılı Nisan ayında bütçe gelirleri bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,7 oranında "azalarak" 57,7 milyar TL oldu; bütçe giderleri ise yüzde 12,8 oranında "artarak" 76 milyar TL olarak gerçekleşti. Gelirler yüzde 10,7 azalmış, giderler ise yüzde 12,8 artmış, gelir-gider arasındaki makas artıyor.
Gelir kalemlerinde özellikle iç talebe dayalı olan dolaylı vergilerdeki azalış dikkat çekici… İlk 4 aylık dönemde, dâhilde alınan katma değer vergisi yüzde 16,8, özel tüketim vergisi (ÖTV) yüzde 7,8 ve harçlar yüzde 3,1 azaldı. 
Malum, vergi gelirlerinin yüzde 70'i adaletsiz vergiler olarak ifade edilen bu dolaylı vergilerden sağlanıyor.
Gelir yetersizliği arttıkça, iç tüketim daralıyor bu da vergi gelirlerine negatif olarak yansıyor.
Gider kalemlerinde ise faiz giderleri dikkat çekiyor.
İlk 4 aylık dönemde, faiz giderleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,5 yükselerek 38 milyar 447 milyon liraya ulaştı. Geçtiğimiz yıllarda 1 yılda 60 milyar TL gibi bir faiz ödemesi yaparken, bu yılın daha ilk 4 ayında faiz ödemesi 38,5 milyar TL oldu.
Döviz kurlarının önlenemez yükselişi, MB'nin rezervlerinin eksiye düşmesi, borçların döndürülemeyecek olması, kırılganlığın had safhada olması, ithalata ve borca bağımlılık, işsizliğin tırmanması, enflasyonun yükselmesi, resesyon ve stagflasyon, iç talepteki daralma ve daha nice sorunlar, Türkiye ekonomisine olan yerli ve yabancı güvenini bitirmiştir.
Bu konuda son değerlendirme İngiliz Financial Times'tan geldi.
Oxford Economics'ten uzmanların değerlendirmelerini dikkate alan gazete özetle şu hususların altını çizdi:
* Türkiye ve Arjantin'deki ekonomik riskler devam ediyor ve bu, dövizde yeni bir dalgalanmaya, bankacılık sektöründe krizlere yol açabilir.
* Türkiye ve Arjantin'de önümüzdeki 3 yıl içinde yüzde 71 ihtimalle döviz krizi yaşanabilir.
* Türk hükümetinin daha düşük büyüme temposu istememesi, Merkez Bankası'nın sarsılan otoritesi ve bütçe harcamalarındaki şeffaf olmayan tutum nedeniyle yerli ve yabancı yatırımcıların güveni ciddi şekilde sarsıldı. Bu durum TL'ye gelecekte olumsuz yansıyabilecek.
* Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini doldurmak için kısa vadeli dolar alımlarına başladığı yönündeki haberlerin yatırımcılar üzerindeki etkisi sürüyor.
* Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul'daki seçim sonuçlarını tartışmaya açması göz önüne alındığında, TL'de yeni, keskin bir düşüş için çok sebep var.
* Bu yıl TL'de yüzde 14, pesoda da yüzde 17 düşüş yaşandı. Bu para birimlerinin ne kadar düşebileceği merak konusu...
Evet, kapılarında borç para için dolandıklarımızın Türkiye ekonomisi için düşündükleri bu şekilde…
Mevcut durumumuzu rekor bütçe açığı gösteriyor, mevcut anlayışla yarın ne yaşayacağımızı da İngiliz Financial Times'ın haberi önümüze koyuyor.
Mevcut kısırdöngü anlayışla ne bugünümüz var ne de yarınımız, bu gerçeği artık görüyorsunuzdur herhalde…
O halde "Ben ülkemizin yaşadığı bütün bu sorunları 24 saatte çözerim", "Sakın ülke battı gitti demeyin sizin Haydar Hocanız var" diyen, içimizdeki çözüm sahibini, Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'ı ne zaman göreceğiz?
Görmediğimiz her gün, ibretle yaşadığımız gibi, batağa daha fazla saplandığımız bir gün olacaktır.
Murat Çabas
[email protected]

Bu haber 306 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum