Muhammet Samet Akkaya: Bizim istediğimiz yarınlar birlik ve kardeşlik üzerine

Genç İmam Hatipliler, şehit cenazesi sırasında saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı’na ‘Geçmiş olsun’ ziyaretiyle gündeme geldi.

Muhammet Samet Akkaya: Bizim istediğimiz yarınlar birlik ve kardeşlik üzerine

Genç İmam Hatipliler, şehit cenazesi sırasında saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı’na ‘Geçmiş olsun’ ziyaretiyle gündeme geldi.

Muhammet Samet Akkaya: Bizim istediğimiz yarınlar birlik ve kardeşlik üzerine
29 Nisan 2019 - 12:39

Daha önce de yine Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi’ni armağan eden derneğin genel başkanı 23 yaşındaki Muhammet Samet Akkaya ile buluştuk. “Bizim oluşturmak istediğimiz yarınlar birlik, beraberlik, kardeşlik üzerine” diyen Akkaya, Hazreti Muhammed’in “Nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz” hadisinin izinden gittiklerini ve imam hatiplilerin Atatürk düşmanı olduğu algısını yıkmak istediklerini söylüyor.

TEMELİ 2012’DE ATILDI

Önce sizi tanıyalım... Nerede, nasıl bir ailede doğdunuz, kaç yaşındasınız?

1996’da Ankara’da doğdum. Babamı çok küçük yaşta kaybettim, tek çocuktum. Annemle beraber kaldık. Lise yıllarım zorluklarla geçti. Mesela lise 1’de aynı zamanda çalışıyordum.

Nerede çalışıyordunuz?

Okulun yanında dönerci vardı, orada çalışıyordum.

Okulunuz imam hatip lisesi miydi?

O zaman düz liseydi. Okulun öğle arası 45 dakikaydı ve ben o 45 dakikada dönercide çalışıyordum. Sonra okula dönüyordum.

Aileniz muhafazakâr mıydı?

Evet, temeli Milli Görüş’e dayanan bir aileden geliyorum. Baba tarafı ülkücü, anne tarafı Erbakancı.

Normal liseden imam hatibe geçişiniz nasıl oldu?

Muhafazakâr bir aileden geldiğim için imam hatipte de okumak istiyordum aslında. O dönem okulum Şehit Nuri, düz liseden imam hatibe geçince ben de otomatikman imam hatipli oldum. Lise 2’de okul öğrenci meclis başkanlığı seçimi vardı. Meclis başkanı seçildim. Bir sonraki sene yüzde 97.5 oyla Ankara’daki bütün genç imam hatiplilerin başkanı oldum. Bu şekilde devam etti.

Genç İmam Hatipliler Derneği de böylece kurulmuş oldu...

Evet, temeli 2012’de atıldı. Biz o zamanlar 50 imam hatipli öğrenci olarak mazlum ve mağdur coğrafyalardaki Müslüman kardeşlerimiz için bir şeyler yapmak istedik. O zaman Doğu Türkistan olayları vardı. Çin Büyükelçiliği önünde bir grup imam hatipli öğrenci olarak basın açıklamaları gerçekleştiriyorduk. Bütün okullarımızda bunu anlatmaya başladık.

Peki halihazırda başka imam hatipli dernekler varken yeni birine neden ihtiyaç duydunuz? Fikir ayrılığınız mı vardı?

O zamanki misyon ve vizyonumuza uyan bir yapı yoktu. Biz kendi misyon ve vizyonumuzla bir yola girmek istedik. 
m Bu misyonu nasıl tanımlarsınız?
Milli ve dini değerleri esas alan, tarafsızlık doğrultusunda herkese eşit mesafede yaklaşmayı amaçlayan imam hatipli gençleri yetiştirmek, milli ve dini değerleri bu gençlere katmak.

Bugüne kadar farklı eylemlerle gündeme geldiniz. Çubuk’taki saldırının ardından CHP Lideri’ne en erken geçmiş olsun ziyaretinde bulunan gruptunuz. O ana gidelim...

Bir arkadaşım aradı, “CHP Genel Başkanı’na saldırı oldu” dedi. O anda hemen yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımızla istişarede bulunduk. “Şiddeti tasvip etmiyoruz, meşrulaştıramayız, kendisine geçmiş olsun dileklerimizi ileten bir açıklama yapalım” dedik. Hemen sitemizden yayımladık. O gün içinde kendisiyle bir görüşme ayarladık ve gittik, mesajımızı ilettik.

Mesajınız neydi?

Cenazeler bizleri birleştiren unsurlardır. Eski dönemlerde komşuluk hukukları vardı. Misal ben tek odalı bir gecekonduda büyüdüm. Mahalle de gecekondu mahallesiydi. Bizden biri hastalandığı zaman süt, bisküvi alıp komşumuzu ziyarete giderdik. Komşumuzun hangi görüşten, hangi inançtan olduğuna bakmazdık. Çünkü komşuluk bunu gerektirir. İki küs aile bile cenazelerde, düğünlerde barışır. Bizim kültürümüz budur. Sayın Kılıçdaroğlu’na saldırıyı duyduğumuzda da üzüldük, biz şiddeti hiçbir şekilde tasvip edemeyiz. Sonuçta şehitlerimiz 82 milyonun şehidi. Bu vatan için canlarını hiçe saydılar. Orada yapılan bu tür olaylar şehitlerimizin manevi huzuruna zarar vermekle beraber tüm Türkiye’yi üzmüştür. Peygamber efendimizin şehitlerimize, şehit yakınlarımıza çok önem verdiğini biliyoruz. Kuran’da ne diyor; “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler fakat siz bunu göremezsiniz”. Şehitlerimizin yaşadığından, aramızda olduğundan bahsediyor. Biz bu yüzden şehit cenazelerine çok önem veriyoruz. Ki cenazeler zaten bizi barıştıran, bir araya getiren bir şey olmalı.

Daha önce de Kemal Bey ile bir araya gelmiş ve kendisine ‘Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi’ni armağan etmiştiniz. Ziyaret ettiğiniz yerlere bu tür hediyeler götürüyorsunuz. Burada da bir mesaj var değil mi?

“İmam hatiplerde Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları yetiştiriliyor, Atatürk’e karşı propaganda yapılıyor” tarzı söylemler ortaya çıkıyor. Ama benim okuduğum imam hatibin girişinde Atatürk’ün Zağanos Paşa Camii hutbesi yer alıyordu. Biz bunu söylediğimiz zaman insanlar şaşırıyor. Bu hediyeyi götürerek imam hatiplerde böyle bir şey olmadığını, aksine değerlerine sahip çıktığını göstermek istedik. Kendisi de bize Nutuk hediye etmişti. O Nutuk benim evimde duruyor.

Sizin ziyaretinizde Kılıçdaroğlu’nun manevi kızının da imam hatipte okuduğunu öğrendik...

Evet, Çorum İmam Hatip Lisesi’nde okuyor. Kemal Bey burs veriyor kendisine... İsmini o vermek istemedi, biz de vermeyelim.

Ziyaretinize tepki gösterenler oldu mu?

Oldu tabii ama kutlayanlar çok daha fazlaydı.

HERKESE EŞİT MESAFEDEYİZ

Geçen yıl Ramazan ayında hem millet ittifakı hem de cumhur ittifakıyla iftar yaptınız. Politikacılarla sık sık bir araya geliyorsunuz, peki politik olarak kendinizi bir yerde konumlandırıyor musunuz?

Şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Sonuçta imam hatiplerimizde din adamları yetişir. Din adamları tek bir partiye göre fetva verirse uygun olur mu? İmam hatipler, ilahiyat fakülteleri gibi din adamı yetiştiren kurumlarımız herkese eşit mesafede olmalıdır. Herkese eşit yaklaşmayı esas alıyoruz.

Mesajlarınızı neyi temel alarak veriyorsunuz?

Kuran-ı Kerim’i esas alıyoruz. Kuran-ı Kerim’de “Senin dinin sana, benim dinim banadır” ayeti var. Her şeyden önemlisi şöyle bir ayet var: “Sen onların Allah’tan başka taptıklarına sövme ki onlar da aşırıya giderek bilgisizce Allah’a sövmesinler.” Yani karşılıklı saygı çerçevesinde birbirinize yaklaşın diyor. Sonuçta bizim dinimizde kimseye hakaret etmek, kimsenin dinini aşağılamak gibi olaylar yok.

Anıtkabir’de Atatürk’e hakaret gerekçesiyle tutuklanan Safiye İnci meselesinde de “Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin kurucusu, bir değeri olduğu gibi bu ülkede yaşayan herkesin de saygı duyması gereken bir şahsiyettir” diyerek tepkinizi göstermiştiniz...

Evet, çünkü bir kişinin yaptığı olay bütün bir kitleye mal edilmeye çalışıldı. Bu bizi çok üzdü. O yüzden böyle bir açıklama yaptık.

MİSYONERLERİN BROŞÜRLERİNİ DİKKATE ALDIK

Kaç kişisiniz?m Kaç kişisiniz?

Tüm Türkiye’de bir örgütlenme çalışmamız var. Bugün 1.5 milyon öğrenciye seslenmeye, tüm imam hatip okullarını ziyaret etmeye çalışıyoruz. Yaptığımız faaliyetlerden biri “Müslüman nasıl olmalı”yı anlatmak.

Hem İngilizce hem Türkçe bastırdığınız bir broşürünüz var bunun için.

Evet, 81 ilde dağıtıyoruz. İmam hatipli olmayanlara da ulaştırıyoruz. İngilizce versiyonunu da turistlere veriyoruz.

Turistlerin ilgisini çekiyor mu?

Tabii çekiyor. Sultanahmet’te, Pamukkale gibi turistik yerlerde dağıtıyoruz. En çok da Japonlar ilgileniyor.

Bu broşürü dağıtma fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında Hıristiyanların Müslümanlara dağıttığı broşürü dikkate aldık. Bunlar, Ankara Kurtuluş’ta misyonerlerin dağıttığı broşürlerdi. İlk sayfasında “Tanrı seni çok seviyor” yazıyordu. Biz de bunun Kuran’ı Kerim’deki karşılığını aldık. Duha Suresi, 3. Ayet’te, “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da...” yazıyor. Bir kişinin, bir grubun yaptığının bütün İslam âlemine mal edilmesini çok yanlış buluyorum. Bakın, biz Türkiye’ye gelen gayrimüslimlere broşürümüzle birlikte bir karanfil veriyoruz, “Bizden size zarar gelmez” diyoruz.

İslam dinini öğrenmek isteyen yabancılar oluyor mu?

Tabii ki. En yakın örnek Bolu’da yaşandı. Arkadaşlarımız broşürle ilgilenen 4-5 Japon’u camiye götürüyorlar. Herkes bir köşede kendi dinine göre ibadetini yapıyor. Aynı ortamda bulunuyor, sonra yemeğe gidiyorlar. Türkiye’ye her geldiklerinde o camiye gideceklerdir diye düşünüyorum.

Türkiye’de insanların kutuplaştırıldığını düşünüyor musunuz? 

Biz baktığımızda bu ülkenin evladı olan 82 milyonu görüyoruz. Zaten bizim en çok önemsediğimiz şey bu, birlik, beraberlik içinde yaşamak, kimseyi ayrıştırmamak.

Genç imam hatiplilerin önceki jenerasyonla arasında görüş ayrılığı var mı? 

Görüş ayrılığı demeyelim ama şunu söyleyebilirim: Geçmişte bizim karşılaşmak istemediğimiz şeyler olmuştur elbet. 28 Şubat bunlardan biridir. Ama bir Müslüman kin beslememeli. Müslüman her zaman yapıcı, iyileştirici olmalı. Bizim mesajımız budur.

 

ATATÜRK DÜŞMANI DEĞİLİZ

Geçen hafta Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök sizinle ilgili bir yazı kaleme aldı. “İmam hatip okullarına mesafeli durmuş biri olarak daha rahatım. Demek ki bizi birleştiren asıl duygular, ayıranlardan daha kuvvetliymiş” dedi. Kılıçdaroğlu’na “Geçmiş olsun”a gitmeniz pek çok kişiyi şaşırttı. Halbuki çok doğaldı. Sizce neden şaşırıyorlar?

İmam hatiplileri tanımadıkları için. Bir kere olsun gelip çayımızı içmedikleri için şaşırıyorlar. Bizim imam hatip okullarımız göründüğü gibi Cumhuriyet düşmanı, Atatürk düşmanı değil tam aksine hoşgörüyü, saygıyı, birlik ve beraberliği kendisine misyon edinmiş okullar. Anıtkabir örneğine bakalım. Her kesimin içinde bazı radikal insanlar vardır. Bunlar tabii ön plana çıkarlar. Böylece bir algı oluşur. Oysa bir kişinin yaptığı hatayı herkese, bütün imam hatiplilere mal etmek doğru değildir. İmam hatipliler bu ülkenin evlatları, kimse arkadaşlarımızı hor görmemeli. Biz de imam hatiplilerin bildikleri gibi olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.

İmam hatipli olmak ne demek?

Her şeyden önemlisi ahlaklı, adaletli, dinini ve milli değerlerini yaşatmak isteyen gençler olmak demek. Misal, Genç İmam Hatipliler’in logosunda üç yıldız bulunuyor. Bu üç yıldızın en büyüğü adalet, bir küçüğü edep, diğeri vefadır. Hilal vatanı, rahle de Kuran-ı Kerim’i simgeler. Yani Kuran yolunda vatansever gençleri adaletli, edepli, vefalı yetiştirmek üzere yola çıkanlarız biz.

Sizin için ideal genç kimdir?

İdeal gençlik, her şeyden önemlisi ilime, bilime, fen, matematiğe önem veren ama aynı zamanda maneviyatını da düşünendir.

Genç İmam Hatipliler olarak bir dergi çıkarıyorsunuz. Derginizin tanıtımında şu ifadeler yer alıyor: “Bu dergide en iyi Müslüman geçinip, Müslümanların sorunlarından bihaber yaşayanlar yok. Türkiye’nin yarınını oluşturacak genç imam hatipliler var”. Burada bir eleştiri mi var?

Tabii ki Hıristiyanların sorunlarından bihaber yaşayan Hıristiyanlar da var, Musevilerin sorunlarından bihaber yaşayan Museviler de... Tabii ki Müslümanların sorunlarından bihaber yaşayan Müslümanlar da var.

Peki “Türkiye’nin yarınını oluşturacak genç imam hatipliler” derken neyi kastediyorsunuz, nasıl bir yarın düşlüyorsunuz?

Şu anda 1.5 milyon aktif imam hatipli öğrenci var. Elbette Türkiye’nin yarınlarında bu öğrenciler de söz sahibi olacaktır, bugün olduğu gibi. Bizim oluşturmak istediğimiz yarınlar, birlik, beraberlik, kardeşlik üzerine kurulu. Hazreti Peygamberimizin bir hadisi var, “Nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz” buyuruyor. Biz bu hadis-i şerifi kendimize rol model alarak yarınlarımızı oluşturmak istiyoruz. Bizim önem verdiğimiz sözlerden biri şudur: Kendi değerlerimizi insanlara dayatmak yerine, insanların değerlerine saygı duymayı öğrenmeliyiz. İmam hatipli kardeşlerimize söylediğimiz de budur...

“Nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz” mesajına neden ihtiyaç duydunuz?

İhtiyaç değil, İslam’ın temelinde bu olduğu için söylüyoruz. İslam barış dinidir.

m Bir kırmızı çizginiz var mı?

Dinimize, milli değerlerime saygısı olmayanlarla işimiz olmaz.

Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

Şu anda öyle bir düşüncem yok.

Bu haber 764 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum