Nebula ve yıldızların doğumu

Nebula, yıldızların ana rahmi, bir yıldızın doğumu için gerekli koşulların oluştuğu yer… Günümüzden 5 milyar yıl önce, Samanyolu galaksisinin uzak bir köşesindeki nebulada bizim yıldızımız, Güneş evrene gözlerini açtı

Nebula ve yıldızların doğumu

Nebula, yıldızların ana rahmi, bir yıldızın doğumu için gerekli koşulların oluştuğu yer… Günümüzden 5 milyar yıl önce, Samanyolu galaksisinin uzak bir köşesindeki nebulada bizim yıldızımız, Güneş evrene gözlerini açtı

Nebula ve yıldızların doğumu
26 Ocak 2020 - 09:39

Bir yıldızın doğumu, yaşamı ve ölümü yıldıza yakışır biçimde olur: Işık saçarak doğarlar, ışık saçarak yaşar ve ışık saçarak ölürler.

Evrende yüz milyarlarca galaksi ve her galakside yine yüz milyarlarca yıldız bulunur.

Bizim galaksimiz Samanyolu'nda da 200 milyar dolayında yıldız var ve her yıl birkaç tane yeni yıldız doğuyor.

Evren ölçeğinde bakarsak, yılda birkaç yüz milyar yıldız doğuyor olmalı.

Nasıl mı?

Uzay toz ve gaz bulutları ile dolu.

Zamanla toz ve gaz bulutları bir araya toplanır ve sıkışır. Biz bu sıkışmış toz ve gaz bulutlarına "nebula" ya da "bulutsu" diyeceğiz.

Nebula, aslında yıldızların ana rahmi, bir yıldızın doğumu için gerekli koşulların oluştuğu yer.

Zamanla nebulada madde birikimi artar, gittikçe sıkışır ve bu sıkışmanın etkisiyle sıcaklık ve basınç büyük boyutlara ulaşır. Atom çekirdekleri elektronlarından ayrılarak bir plazma ortamı oluşur ve çekirdek birleşmeleri ile füzyon reaksiyonları başlar.

Bir yıldız doğuyor!

Samanyolu galaksisinde her yıl birkaç yıldız doğuyor demiştik: O zaman, biz ölümlülerin bir yıldızın doğumuna tanıklık etme şansları olmalı.

Uzaklarda bir nebula, diğer adıyla bulutsu, bir yıldızın doğumuna hazırlanıyor. Bulutsunun merkezinden çıkan ilk ışıklar bize yıldızımızın doğumunun müjdecisi olacak.

Etraf toz-duman. Başka gök cisimleri de var. Onlar, bu muhteşem olayın tanıkları ve hatta yardımcıları, birçoğu çekim etkisine kapılarak oradalar. Doğum sonrasının toparlanmasında rol alacaklar. Bazıları yıldızımızın etrafında onun ebedi dostları,  gezegenleri olacak, bazıları da dışarıdan gelip onlara katılacak.

Belki gezegenlerinden birinin üzerinde, aklının sınırlarını zorlayarak evren kaşifliğine soyunan mini minnacık yaratıklara da yaşam şansı verecek.

Yıldızlar özünde birer nükleer reaktördür, füzyon enerjisi üretirler.

Bu reaktörlerde, öncelikle hidrojen ve helyum atomlarının çekirdekleri yüksek sıcaklıklarda birleşerek başka atom çekirdeklerine dönüşürken dışarıya enerji pompalarlar.

Canlı yaşamın kaynağı ışık da yıldızımızdaki bu reaksiyonların ürünüdür.

TIKLAYIN - Işığın Yolculuğu: Kahramanımızın adı Foton!

İlk yıldız atalar

Ancak, yıldızımız henüz bir bebek.

Onun ilk yıldız ataları artık yaşamıyor. Onlar dev cüsseli, çok büyük yıldızlardı. Mezarları bile olağanüstü büyüktü, bir tapınak gibi, onlara bugün karadelik deniyor.

TIKLAYIN - Yıldızların ölümü: Bizler yıldız tozları mıyız?

İlk yıldız atalar doğduğunda, büyük patlamanın üzerinden 500 milyon yıl geçmişti. Tam 13 milyar yıl önce.

Daha öncesinde her yer karanlık ve sıcaktı. Ortam hidrojen ve helyum gazları ile doluydu. Bir o kadar da toz bulutları vardı. Karanlık evren soğurken toz ve gaz bulutları sıkıştı ve sonunda ata yıldızların doğumu ile evren ilk kez ışıkla buluştu ve aydınlandı.

Sonraki nesil yıldızlar, atalarının izinde evreni aydınlatmayı sürdürdüler. 

İlk nesil yıldızların temel yakıtları yalnızca hidrojen ve helyumdu. Başka seçenekleri de yoktu.

Hidrojen ve helyumdan oluşan bulutsu, çöküp sıkışırken ısınarak genişler, dev yıldız kütleleri oluşur; bu nedenle ilk nesil yıldızlar Güneş'ten neredeyse 200 kat daha büyük kütleye sahiptiler.

Bu ilk nesil devasa reaktörlerde, hidrojen ve helyum atomlarının çekirdekleri yüksek sıcaklıklarda birleşerek başka atom çekirdeklerine dönüştü. Zamanla yıldızın merkezinde karbon, nitrojen, silikon, oksijen, magnezyum, demir ve uranyum gibi elementler oluştu ve birikti.

Yıldız ataların hidrojen ve helyumdan ibaret olan yakıtı çok hızlı tükendi, daha bir milyon yaşına varmadan, tümü tükendiğinde bir süpernovaya dönüşerek görkemli bir şekilde patladı.

Patlama öylesine şiddetliydi ki evrenin her köşesinden duyuldu. Bu patlama ile içinde füzyon etkisiyle oluşan ağır elementler evrenin her yönüne saçılarak oluşmakta olan yeni nebulaları beslediler.

Bu nedenle, sonraki nebulalarda doğan yeni nesil yıldızlar daha küçük ama çok daha uzun ömürlü oldular.

Hikaye bitmiyor.

Büyük patlamanın üzerinden 1 milyar yıl geçmişti ki evrenin gizemli maddesi, karanlık madde devreye girdi, yıldızları ve diğer gök cisimlerini bir araya toplayarak galaksileri oluşturmaya başladı.

Yeni nesil yıldızlar ise evreni doldurmaya ve aydınlatmaya devam ettiler.

Ve bizim yıldızımız Güneş

Günümüzden 5 milyar yıl önce, Samanyolu galaksisinin uzak bir köşesinde bir başka nebulada bizim yıldızımız, Güneş evrene gözlerini açtı.

Ardından çevresinde tanıdık gezegenler, aralarında evrenin en muhteşem gezegeni ile birlikte 8 gezegen oluştu. 

Bazıları Güneş nebulasının arta kalanıydı, bazıları da uzayın derinliklerinden onun cazibesine kapılarak gelmişlerdi.

Daha sonra da biz garip yaratıklar sahne aldık.

5 milyar yıl daha buradayız, teorik olarak!

Bebek yıldızımız ise şimdi evrenimizin en genç yıldızı ve önünde yaşanacak 10 milyar yılı var.

O, ışık saçarak doğdu, yaşadıkça ışık saçacak, evrene enerji pompalayacak ve ışık saçarak ölecek.

Bir yıldıza yakışır şekilde!

Güneç Kıyak

T24 Haftalık Yazarı

Güneç Kıyak

[email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum