Hüseyin Macit Yusuf

Hüseyin Macit Yusuf

DOSYA
[email protected]

Kıbrıs Türk Halkı'na zaman kaybettiren süreç

26 Şubat 2026 - 12:03

KKTC siyasetinde son günlerin en dikkat çekici tartışması, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu arasındaki Kıbrıs sorunu ile ilgili fikir ve yöntem ayrışmasıdır. Tartışmanın özü polemik değil; Kıbrıs Türk halkının geleceği, statüsü ve uluslararası konumudur.

Ertuğruloğlu’nun eleştirisi nettir; Sonuç üretmeyen müzakere süreçlerine katılım, Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsünü pekiştirirken, Kıbrıs Türk tarafının görünürlüğünü zayıflatmaktadır. “Masadan kaçmama” yaklaşımı ilk bakışta diplomatik bir olgunluk gibi sunulsa da, çözüm üretmeyen bir zeminde ısrar anlamına geliyorsa, bunun adı diplomasi değil statükonun tahkimidir.

2017’deki Crans Montana görüşmelerinin ardından federasyon modelinin fiilen tükendiği yönündeki değerlendirmeler ortadayken, aynı çerçevede ısrar edilmesi ciddi bir stratejik sorgulamayı gerektiriyor. Egemen eşitlik açık ve net biçimde masaya konulmadan yürütülen temasların, Kıbrıs Türk halkını zaman içinde “azınlık statüsüne” doğru itme riski taşıdığı yönündeki uyarılar yabana atılamaz.

Cumhurbaşkanı Erhürman ise eleştirilere çoğu zaman “Ciddiyetle bağdaşmayan açıklamalara yanıt vermem”, “Yok hükmündedir”, “Kamuoyu önünde tartışmam” gibi ifadelerle karşılık veriyor. Oysa mesele kişisel polemik değil; şeffaflık adına kamuoyunun bilgi alma hakkıdır. Kıbrıs meselesi, kapalı kapılar ardında yürütülecek bir akademik tartışma değil, bir halkın kader meselesidir.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Rum lider Nikos Hristodulidis ile Salı günü gerçekleştirdiği ilk başbaşa görüşme de gösterdi ki, Rum tarafı mevcut statükodan rahatsız değildir. “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanının sağladığı uluslararası meşruiyetle hareket eden bir yapı, eşit egemenlik zeminine neden razı olsun? Güven Yaratıcı Önlemler başlığında yıllardır verilen sözlerin tutulmaması, geçiş kapıları ve teknik konularda ilerleme sağlanamaması bunun somut göstergesidir.

Burada asıl soru şudur: Süresiz ve takvime bağlanmamış görüşmeler kime yarıyor? Diplomasi elbette gereklidir; ancak diplomasi hedef ve çerçeve olmadan yürütülürse, karşı tarafın zaman kazanma stratejisine hizmet eder. Ertuğruloğlu’nun “Kıbrıs Türkü’ne zaman ve statü kaybettiriliyor” uyarısı tam da bu noktaya işaret etmektedir.

Anavatan Türkiye ve KKTC hükümetlerinin benimsediği egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm siyaseti ortadayken, federasyon tezinin açıkça savunulmaması ya da savunuluyorsa bunun şeffaf biçimde ortaya konmaması kamuoyunda belirsizlik yaratmaktadır. Devlet ciddiyeti; eleştiriden kaçmakla değil, stratejiyi net biçimde anlatmakla sağlanır.

Kıbrıs Türk halkı artık “görüşmek için görüşme” döneminin sona ermesini istemektedir. Takvime bağlanmış, sonuç odaklı, ayrı egemenlik hakkımızı esas alan bir süreç olmadan masadan çözüm çıkmayacağı açıktır. Aksi halde her yeni tur, Rum tarafının uluslararası statüsünü güçlendirirken Türk tarafının müzakere gücünü aşındırmaya devam edecektir.

5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın egemen eşitliğe dayalı siyasetinin zemin kazandığı, her geçen gün güçlendiği bir süreçte iç siyasi nedenler ve Türkiye’nin üzerindeki baskıları hafifletmek üzere yumuşaması neticesinde akamete uğraması Kıbrıs Türk halkı için büyük bir kayıp ve talihsizliktir. Kıbrıs Türk halkı son cumhurbaşkanlığı seçiminde verdiği kararla Kıbrıs davamızın geleceğine verdiği zararı geç de olsa anlayacaktır.

Gerçekçi siyaset, hayal satmak değil; zemini doğru okumaktır. Kıbrıs’ta çözüm, ancak eşit uluslararası statü ve egemen eşitlik temelinde mümkündür. Bunun dışındaki her formül, zaman kaybı ve statü aşınması riskini beraberinde getirmektedir. Kıbrıs Türkü’nün artık kaybedecek zamanı da statüsü de yoktur ve bunu herkesin biran önce anlaması da şarttır.

Kıbrıs Türk halkı artık belirsizlikten, muğlak ifadelerden ve ucu açık diplomasi trafiğinden yorulmuştur. Tarihi milli davamızın savunulması netlik ve cesaret ister. Ya egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm açıkça ve kararlılıkla savunulacak ya da federasyon tezi şeffaf biçimde millete anlatılacaktır. Bunun dışında kalan her gri alan, Rum tarafının statüsünü tahkim ederken Kıbrıs Türkü’nün iradesini aşındırır. Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu tam da bunu söylemekte ve uyarmaktadır. Devlet yönetmek, susarak zaman kazanmak değil; millet adına açık konuşup sorumluluk almaktır. Artık karar zamanı değilse ne zaman?
Hüseyin Macit YUSUF[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum