TÜRK SİNEMASININ KRAL PRODÜKTÖRÜ...
Bülent Pelit

Bülent Pelit

Yeşilcam Anı

TÜRK SİNEMASININ KRAL PRODÜKTÖRÜ                          ÜMİT UTKU

11 Ağustos 2019 - 21:47

1929-2016 yılları arasında yaşayan Ümit Utku, hava harp okulunu bitirip subay olduktan sonra, Yüzbaşı rütbesine geldiğinde askerliği bırakır ve sinemacılığa adım atar. 1958 yılında kurduğu Kervan film şirketi ile yapımcılığa başlar. Neredeyse altmış yıl sürecek olan sinema hayatında onlarca filme imza atar. Kısa zamanda mesleğinde imparator olur. Sinema’da örgütlü çalışmanın önemini kavrar ve birçok sivil toplum örgütünün işlevinde öncülük yapar. Türk sineması için en önemli hamlesi ise, mevcut hükümet yapısıyla arası iyi olduğundan onlarca Yeşilçam emektarının hiç umudu yokken emekli olmasını sağlamasıdır. Ümit Utku'nun olağanüstü çabasıyla o dönem neredeyse Yeşilçam emektarlarının tamamına yakını emekli hakkı almasa idi, çoğu açlıktan sefaletten bir köşede ölecekti. Doksanlı yılların başı, video piyasası ile biraz rahatlayan Yeşilçam, özel kanalların çıkmasıyla tekrar bir bocalama devresi geçiriyor. Ümit Utku babamı çağırıyor yanına, babam beni de alıp gidiyor. Bizi odasına alıyorlar, padişah tahtına benzeyen bir koltuğu var. “Oğlum Hidayet” diye girdi söze “piyasa çok kötü, ben ne kazandıysam sinemadan kazandım, arkadaşlarımın ekonomik sıkıntı çekiyor olması, işsiz kalmaları beni çok üzüyor. Bir şeyler yapmamız gerek, peş peşe filmler çekelim, sen bu projelerin yapımcısı ol. İlk etaptan yirmi film yapalım, dört beş tanesinin yönetmeni de sen ol”. Sırrı Gültekin, Nejat Saydam, Mehmet Dinler gibi isimlerde önerdi. Babam beni takdim etti, Bülent’te yönetmenlik yapıyor diye, Ümit amca şu cevabı verdi, “şimdilik ustalarına yardımcılık yapsın, onlar evli barklı adamlar, yapımda da sana yardımcı olsun, iş çok, burada amaç evlerdeki kazanı kaynatmak, Bülent bekar, hem asistanlık yapar kazanır, dublajı yapar kazanır”. Dedim kendi kendime evet fazla ego bünyeye zarar adam haklı. Ve on beş film sürecek o seriye başladık. İyi kötü piyasaya bir hareket getirdik. Ümit Utku, deli dolu ama farklı bir insandı Türk sinemasında. Kendisi belki çok para kazandı bu sektörden ama paylaşmayı da bildi. Babamın cenazesinde hemen yanımıza koştu, bir ihtiyacımız olup olmadığını sordu, altmış yıllık arkadaşını son yolculuğuna uğurlamak üzere, o yaşında üşenmemiş gelmişti.
Ümit Utku vefat ettiğinde cenazesine sinema camiasından az kişi katılmıştı. Bu şunu gösteriyor, sinema sektöründe büyük diye bir şey yok. Çünkü endüstri olamamış bir branş sinemacılık. Piyasayı anlık manipüle eden şahıs ya da şahıslar oluyor bir dönem, onların zamanı geçtiğinde yerine başkaları dolduruyor meydanı.  Ümit Utku'ya on metre yaklaşmak için zamanında her şeyini verecek (vermiş) insanlar onu son yolculuğunda iplemedi bile. Çünkü miyadı dolmuş bir yapımcıydı, peşinden bu işi sürükleyecek bir çocuğu, akrabası da yoktu. Yani dibine kadar menfaatçi bir topluluk söz konusu, Ümit Utku'nun cenazesini diğer sinema mensuplarının definlerinde olduğu gibi Gani Rüzgar Şavata mezara indirmiş. Belki Şavata Ümit Utkuyla hiç bir filmde denk gelmemiştir, direkt emeği olanlar cenazesine bile katılmayıp Antalya film festivalinin yolunu tutmayı tercih etmişler. Biraz daha vefalı olmalıyız, Türk sinemasını bitiren vefasızlık olmuştur bana göre. Türkiye’nin en büyük yapımcılarından biri ölüyor, onlarca yıldız yaratmış, yüzlerce kişiyi emekli etmiş, ihtiyacı olanları şirketinden maaşa bağlamış ilginç bir şahsiyet, on parmağı geçmeyen sinemacı sayısı ile uğurlanıyor. Ama biz Ümit amcamızı hiç unutmayacağız.  Biliriz ki iyi insandır.
 

Bu yazı 357 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum