Bülent Pelit

Bülent Pelit

Yeşilcam Anı

ZOR YILLAR

15 Haziran 2019 - 00:07

Babamla Yılmaz Güney gençlik yıllarında iki iyi ahbaptı, garibanlık arkadaşım derdi babam, yazıhane’de sandalyeleri yan yana getirerek çok sabahlamışlar. Tütün Zamanı filmi çekimlerinden önce babam ısrarla Süreyya Duru ve Orhon Arıburnu’na başrolde oynatması için baskı yapıyor. Bu kara kuru adamın, zamanın jön kavramına uyacağına gözleri pek kesmiyor ama risk alıp oynatıyorlar Yılmaz Güney’i. Filmin çekimleri esnasında baş kadın oyuncu Cavidan Dora’nın ortalığı karıştırmasıyla babamla araları limonileşiyor. Filmin akabinde Yılmaz Güney aranan bir insan oluyor, dostlukları devam ediyor ama iş ortamında denk gelmiyorlar, yıllar geçiyor Yılmaz ağabey yurt dışına kaçıyor, o dönem filmlerinin İstanbul işletmesi biz de. Arada bir telefon açıyor, ben çıkıyorum genelde telefona İsveç’ten Selim olarak takdim ediyor kendisini, telefonun ucunda onun olduğunu bilmeme rağmen, fazla uzatmadan telefonu babama ya da Selahattin Azioğlu’na veriyorum. Selahattin Azizoğlu, Adana bölgesi işletmecisi ve Yol filminin finansörü.
12 eylül ihtilali sonrası, Yılmaz Güney'in kaçışı ile bütün filmleri yasaklanıyor, piyasada ne kadar onunla ilgili negatif, pozitif var yapımcılar, işletmeciler, sinemacılar tarafından ya polise teslim ediliyor, ya da imha ediliyor. Saklamaya çalışanlar, polis, jandarma tarafından suç üstü yapıldığında ağır işkencelere, eziyetlere maruz kalıyor. Herkeste bir korku hakim. Biz de bazı filmlerinin bölge işletmecisi olduğumuz için, birçok film kopyası elimizde. Bu da yetmiyormuş gibi o süreçte Almanya video hakları için negatifleri telesine sonrası bizim yazıhaneye bıraktıklarından, on, on iki kadar film negatifi de biz de. Çok önemli filmi var içinde. Vurguncular, İbret, Bir Gün Mutlaka, Pire Nuri, Bir Çirkin Adam gibi. Bir baskın yesek hepimiz perişanız. Depoya koysak, depolar sıkça basılıyor. Bir de bizim ofis Beyoğlu karakolunun hemen yanı başında. Haftada iki üç gün, karakolda görevli, emniyet amiri, komiser, polis vs. bizim şirkette. Babam onlara çiğ köfte, kebap, rakı organizasyonu yapıyor.
Boş negatif, pozitif kutuları bulduk. Bütün kutuları yeniledik, üzerilerine bizim çektiğimiz filmlerin isimlerini etiketleyip yazdık. Genişçe bir oturma odası vardı, tam ortasına yığdık materyalleri. Babam kendine göre kutuların karışmaması için işaretler koydu.  Yığıntının üzerine yemek sofrası düzeneği oluşturduk, yuvarlak bir masayı sabitledik. Gene haftada iki üç gün, polisler çiğ köfte partilerine gittiler geldiler, rakılar açıldı, mezeler saçıldı negatiflerin, pozitiflerin üstünde, sazıyla sözüyle gelen ünlü türkücüler vardı, Emin Turgay, Mehmet Bozdoğan, Seyfettin Tomakin gibi onlar söyledi, hep beraber içkiler içildi ve böylece o nadide film materyallerini koruduk. Ortalık düzeldiğinde tekrar sahiplerine iade ettik.

Bu yazı 495 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum