Bülent Pelit

Bülent Pelit

Yeşilcam Anı

SET AŞKLARI

24 Mart 2019 - 17:40

Yıllarca film setlerinde büyüdük, değişik ekiplerde bulunma şansı yakaladım. Çekim süreleri boyunca çok sıkı arkadaşlar edindim. Ama ilginç bir yapısı vardır setlerin, arkadaşlıkları yaz aşkları gibidir. Nasıl yaz aşklarında mevsim bittiğinde aşk biter, setlerde kurulan arkadaşlık da film bittiğinde sona erer, dışarıda rast geldiğinde sanki hiç tanışmamışsın gibi davranır insanlar. Film çekimi sürecinde ortama kendini kaptırıp rol yapar herkes. O sıkı dostluklar iş biter, sonlanır. Tabi istisnalar vardır ama istisnalar kaideyi bozmaz.  

Set aşkları da benzer durum arz eder, uzaktan çok caziptir film sektörü macera arayanlar için. İstismara en çok müsait meslektir çünkü. Birileri sadece işini yapmak için canını dişine takarken, bazıları tatlı hayata kendini kaptırır, setleri kendileri için mutluluk çubuğu olarak görürler.  

Binlerce yaşanmış olaylardan, bir ikisine göz atalım.  Yeşilçam'ın en hızlı zamanları, rekor sayıda film çekiliyor, gene bir yerde set kurulmuş, ama yönetmenimiz ve asistanı biraz çapkınca. İki kafadar,  oynamaya meraklı iki hatun ayarlıyor. Kadınlar filmde oynamak için ne gerekiyorsa yapacak. Yani keyifler iyi. Daha güzel olanı yönetmen alıyor, asistanına hali ile diğeri düşüyor.  

İyi bir gecenin ardından, hanımlar ertesi günü sete davet ediliyor. Alan memnun, satan memnun, her şey yolunda.  

Set bir pavyonda ve pavyon sahnesi çekilecek. Kadınlar hevesle gidiyor, ama ne görsünler, hem asistan, hem yönetmen çok ciddi, hiç tanımıyormuş gibi davranıyorlar. Hatunlar masalara oturtuluyor yani figürasyon muamelesi, bozuluyorlar tabi. 

 Bir de üstüne üstlük asistan bağırıp çağırmaya başlıyor, abimizin öfke kontrolü zayıf biraz, çekim esnasında akşamki hatunu sahneyi istemeden bozunca, sinir tavan yapıyor, küfür kıyamet. Kız geceyi birlikte geçirdiği adamın kendisine bu kadar tepkili davranmasını hazmedemiyor ve O'da patlıyor. "Ulan i..e akşam ........ böyle demiyordun ama" 

 Set bir an buz kesiyor, baş rol oyuncuları bu rezalet durum karşısında isyan ediyor, kısmetlerine yapımcıda sette, asistan doğru kapıya. Yönetmen kem küm ediyor, yapımcı bakıyor film tehlikeye girecek, onun üstüne fazla gitmiyor, güç bela yırtıyor. Kabak asistanın başına patlıyor. 

Benim yaşadığım bir anı ile konuyu bağlayayım.1995 eylül'ü Mudanya'da Şişman ile Pişman filmini çekiyoruz. Vodvil tarzı bir komedi. Bülent Kayabaş, Baykal Kent, Meral Zeren, Kazım Kartal, Nihat Nikerel, Tuncay Gürel, Reyhan Ayyüzlü, Kamil Atlıman, Mustafa Suphi, Nedim Doğan gibi isimler oynuyor. Disko sahnesi var, çekirdek kadronun haricinde eskort kız oynayacak iki oyuncu gerekiyor. Patronun oğlu, İstanbul'daki ajanstan iki hanım arkadaşı arabasına atıp getiriyor, kısa yol olmasına rağmen bizim delikanlı, kızlardan birine yolculuk boyunda, aşık oluyor. Bizde seti hazırladık, kızlar gelsin çekeceğiz, neyse kızlar geldi, patronun oğlu yanıma yaklaştı, Bülent abi senaryoyu görebilir miyim? diye sordu. Ne yapacaksın dedim, senaryoyu. Şey yani, rol kötüymüş orospu falan, öyleyse ben bu kızı oynatmam, çünkü evleneceğiz, bir kıza baktım bir oğlana, baban gelsin dedim, yapımcı geldi, bunu ikna et dedim, bak set bekliyor, çocuk Nuh diyor, Peygamber demiyor. Yerel halktan birini oynatalım diye araya laf soktular, olmaz dedim, madem bu rolde oynayanın namusu gidiyor, hiç ilgisiz birini niye yakayım. Paydos diye bağırdım, iş İstanbul'a kaldı, mekan bedava iken, oldukça pahalı bir mekan kiralandı ve çekildi, aşk ne oldu derseniz, film bitti aşk bitti. Her filmde olduğu gibi. 

Bu yazı 601 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum